Upuzun metnin sonlarından bir kelime seçtim
Aldım onu karanlığa götürdüm önce, kimsenin bulamayacağı yerlere
Herkesin duyduğu seslerden alıkoydum onu ve kimsenin duymadığı sesler sundum ona
Bekledim yıllarca, ömürlerce
Sonra oydum onu, dışındaki sert kabuk ve içindeki oyuktan ibaret kalana değin
Boşluğunu işledim yavaş yavaş, ince ince
Boşluğuna boşluk kattım doldurmak istedikçe
Altın yaldızlı renklerle işledim ve su kadar yeşil ve hava kadar siyah renklerle
Bir mana bağışlamak istedim ona
Benden bir mana istedim
Bağırsın, edepsiz ve ıslah olmaz olsun istedim
O sustu, boşluk büyüdü
Suskunluğundaki çağrıyı duydum
Ya şimdi, ne o metnin içinde ne ben onun hakimiyken
Okunaksız bir yazıyla sarı sayfalarda af dilenirsem
Ah ne acı, kelime hala orada, bağımsız ve anlamsız
Ne çok tanıdık şey buluyorum onda, bağımsız ve anlamsız
Dalgaları anımsatıyor bana, ya şimdi?
Kelimeler üst üste biniyor, ne çok kelime var metnin sonlarından seçilmiş
Kelimeler bir olsa dalgalar gibi ve sonra karışsa hepsi
Ama dalgalar karışmaz ki